Akdeniz Üniversitesi Hastanesi'nde bin 450 işçinin 10 aydır Toplu İş Sözleşmesi'nin yapılamaması krize neden olmuştu. AKDÜ Hastanesi önünde yönetimi protesto eden 4D işçileri, bir kez daha Akdeniz Üniversitesi yönetimine tepki gösterdi.
Akdeniz Üniversitesi'nde işçi krizi devam ediyor. 27 Ağustos'ta 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 4/D maddesine göre kamu kurumlarında sürekli işçi kadrosunda AKDÜ Hastanesi'nde çalışan işçiler, 10 aydır toplu iş sözleşmesi tamamlanmaması nedeniyle eylem gerçekleştirmişti. Akdeniz Üniversitesi Hastanesi A Blok önünde toplanan işçiler Akdeniz Üniversitesi Yönetiminin 10 aydır bin 450 4D'li çalışanı mağdur ettiği ifade ederek "Yönetim uyuma işçine sahip çık" sloganlarıyla tepki gösterdi. Akdeniz Üniversitesi'nde devam eden işçi krizinde işiler yenden AKDÜ Hastanesi önünde toplanarak üniversite ve hastane yönetimini yuhalayarak tepki gösterdi.
TOPLU İŞ SÖZLEŞMESİ 10 AYDIR BELİRSİZLİK İÇİNDE
AKDÜ Hastanesi önünde açıklamada bulunan Öz Sağlık-İş Antalya Şube Başkanı Mehmet Savlı, "Günlerdir tek mücadelemiz; 10 aydır belirsizliğini koruyan toplu iş sözleşmesi müzakerelerimizin bir an önce sonuçlanmasıdır. Aynı kurum ve arma altında çalışan meslektaşlarımıza yapılan bu dışlamanın sebebi açıklanmalıdır. Bir taraf haklarını alırken, neden diğer meslektaşlarımız karanlığa sürüklenmiştir?" diye konuştu.
AKDENİZ ÜNİVERSİTESİ YÖNETİMİ İŞÇİLERİ DIŞLADI
Yapılan tüm görüşmelerde Akdeniz Üniversitesi yönetiminin işçilerin iradesini görmezden geldiğini söyleyen Savlı, konuşmasında şu sözlere yer verdi:
"Yaptığımız tüm görüşmelerde kamu çerçeve protokolünü kabul ettiğini beyan eden Akdeniz Üniversitesi yönetimi, işçi arkadaşlarımızın iradesini görmezden gelerek süreci hakem heyetine sürüklemiş, mağduriyetimizi artırmış ve hepimizi karanlıkta bırakmıştır. Aynı çatı altında, gece gündüz demeden; ailemizden, kendimizden ve sosyal hayatımızdan ödün vererek özveriyle sürdürdüğümüz iş hayatımızda, bizlerin yanında durmak yerine bilerek, isteyerek ve görmezden gelerek bizleri dışlamışlardır."
"ÜNİVERSİTE YÖNETİMİNİN İŞ AHLAKINI BOZMAKTA"
Bin 420 sağlık çalışanı, bin 420 ev, bin 420 aile ve bin 420 evladın vebali ve vicdani sorumluluğu alınan bu kararla göz ardı edildiğini söyleyen Savlı, "Bu yanlış karardan bir an önce dönülmeli, meslektaşlarımızın yüreğine su serpilmelidir. Gösterdiğimiz fedakârlıkların ve özverinin karşılığı artık belli olmalı, belirsizlik son bulmalıdır. Üniversite yönetiminin bu tutumu, iş barışını ve iş ahlakını bozmakta; bizlerin kuruma olan bağlılığını sarsmaktadır" ifadelerini kullandı.
"HASTANE YÖNETİMİ TÜM MESLEKTAŞLARIMIZI MAĞDUR ETMİŞTİR"
Adını Türkiye ve dünya basınında duyurmuş Akdeniz Üniversitesi Hastanesi'nin, kendi öz çalışanlarına verdiği değerin bu olmaması gerektiğini vurgulayan Savlı, "Ülkemizin zor günlerden geçtiği bugünlerde; tüm meslektaşlarımızın maaşları açlık sınırının altında kalmış, refah seviyesi yok olmuş, işçinin sabrı ve dayanacak gücü kalmamıştır. Daha önce kabul ettikleri kamu çerçeve protokolü için defalarca randevu talep etmemize rağmen, taleplerimiz görmezden gelinmiştir. Nedeni çalışma arkadaşlarımıza sorup onların da verdikleri karara göre hareket etmemiz midir acaba? Hastane yönetimi bu mağduriyeti bilerek ve isteyerek hakem heyetine taşımış, böylece tüm meslektaşlarımızı mağdur etmiştir" ifadelerini kullandı.
"BİR AN ÖNCE ORTAYA ÇIKARTILMALI"
İşçiye ve emekçiye duyulan bu kin ve nefret bir an önce son bulması gerektiğini söyleyen Savlı, Akdeniz Üniversitesi bir bütün olup ve tüm meslektaşların bu bütünün ayrılmaz bir parçası olduğunu aktardı.
Birlik ve beraberliği bozanlar, işçileri dışlayanlar ve mağdur edenler bir an önce ortaya çıkartılması gerektiğini dile getiren Savlı, Akdeniz Üniversitesi Rektörlüğü'ne seslenerek Öz Sağlık-İş Sendikası olarak taleplerini açıkladı.
Savlı, Öz Sağlık-İş Sendikası olarak taleplerini şu şekilde sıraladı:
"İmzaya, müzakereye ve anlaşmaya daima hazırız. Bu belirsizliğe artık son verilmelidir. Gece gündüz özveriyle çalışan meslektaşlarımız, emeklerinin karşılığını almadan masadan kalkmak istememektedir. Taleplerimiz ve bu belirsizlik son bulmadığı sürece, tüm meslektaşlarımız sendikalı olmanın verdiği güç ile anayasal haklarını kullanmaktan asla çekinmeyecektir." /ANTALYAGÜNDEM