Gezi Davasının kararının açıklanması üzerine ülkedeki barolardan sert tepki gösterildi. Antalya Barosu da Gezi davası kararının ülkedeki adalet duygusunu zedeleyecek bir sonuca yol açtığını belirtti.
Antalya Barosu, yaptığı basın açıklaması ile Gezi Davası’nda Osman Kavala’ya ağırlaştırılmış müebbet ve diğer sanıklara ise 18’er yıl hapis cezası verilmesine tepki gösterdi. Üçüncü Gezi Davası’nda önceki gün karar verildi. İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi heyeti, iş insanı Osman Kavala’nın ‘casusluk’ suçlamasından beraat ve tahliyesine, ‘Türkiye Cumhuriyeti Hükümetini Ortadan Kaldırmaya veya Görevini Yapmasını Engellemeye Teşebbüs Etme’ suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılmasına hükmetti.
Mücella Yapıcı, Çiğdem Mater, Hakan Altınay, Mine Özerden, Can Atalay, Tayfun Kahraman ve Yiğit Ali Ekmekçi’nin ise 18’er yıl hapis cezasına çarpıtılmasına, hepsinin ayrı ayrı tutuklanmalarına karar verildi. Kararın ardından Antalya Barosu bugün yaptığı açıklama ile davada hukuk devletinin temel ilkelerinin gözetilmeden yapılan bir yargılama sonucu karar verildiğini öne sürerek tepki gösterdi.
BAROHAN ÖNÜNDE TOPLANDILAR
Barohan önünde toplanan Antalya Barosu'na kayıtlı yaklaşık 50 kişilik avukat, bina girişine 'Biz Geziciyiz, siz gidici' yazılı pankart astı. Grup adına basın açıklamasını okuyan Antalya Barosu Başkan Yardımcısı Evrim Ercan, 'Karara karşı oy kullanan üyenin şerhinde de ifade edildiği üzere ‘karara esas alınan dinleme kayıtlarının kanuna ve hukuka aykırı delil niteliğinde’ olduğu, dolayısıyla ‘hükme esas alınamayacağı’, ‘aksi kabul edilse dahi kayıtlarını destekleyen somut kanıtlar olmadığı ve tek başına dinleme kayıtlarının sanıkların üzerlerine atılı suçlardan mahkumiyetlerine yeter olmadığı’, yargılanan kişilerin ‘üzerlerine atılı suçlardan cezalandırılmalarına yeter her türlü kuşkudan uzak somut, kesin ve inandırıcı başkaca delil de bulunmadığı’ dosya kapsamından açıkça görülmekteyken hükmolunan bu karar, yargının Gezi Parkı eylemlerini itibarsızlaştırmak, suçla ilişkilendirmek ve öç almaya yönelik bir araç olarak kullanılmaya çalışıldığını bir kez daha ortaya koymaktadır' dedi.
‘HUKUK İLKESİ ÇİĞNENDİ’
Ceza kararını veren heyetin bir üyesinin, davada müşteki konumunda bulunan siyasi partiyle açık organik ilişkisinin bulunduğunu söyeleyen Ercan, 'Tarafsızlık görüntüsünü ortadan kaldıracak sosyal medya paylaşımları yapmış olması, yargılamanın bağımsız ve tarafsız bir yargı organı tarafından adil yargılanma ilkelerine uygun olarak yürütüldüğü konusunda ciddi şüpheler doğurmakta ve kamu vicdanını, adalete güven duygusunu zedeleyecek bir sonuca yol açmaktadır. Gezi Parkı yargılamalarının çok sayıda hukuk ilkesini çiğnediği uluslararası pek çok hukuk raporuna ve nihayet Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin (AİHM) Osman Kavala ile ilgili verdiği karara yansımışken, AİHM’in tutukluluk tedbiriyle ilgili olarak ‘somut ve meşru delillere dayanmadığı’ değerlendirmesi ortadayken, AİHM’deki dosyayla ilgili olarak Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi ihlal süreci başlatmışken, yeni bir delil değerlendirmesi söz konusu olmadan verilen cezalar Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Anayasa’nın 2. maddesinde yer alan temel niteliklerini ve özellikle insan haklarına saygılı, hukuk devleti olma niteliğini bir tartışma konusu haline getirecek sonuçlar doğuracaktır' dedi.
‘TÜRKİYE’Yİ TARTIŞILIR HALE GETİRDİ’
Yapılan bu ihlallerin, Türkiye'yi insan hakları ve yargı bağımsızlığı konularında tartışılır hale getirdiğini söyleyen Ercan, 'Ülkemizde maalesef her yeni güne hukuksuzluklarla uyanmaktayız. Yakın tarihte Suudi gazeteci Cemal Kaşıkçı'nın öldürülmesiyle ilgili davada durdurma kararı verilmiştir. Dosya, Adalet Bakanlığı'nın olumlu görüşü üzerine Suudi Arabistan'a devredilmiştir. Yine kıyı mevzuatına ve seçim kurullarının oluşturulmasına ilişkin çalışmalar yeni hukuksuzlukların habercisidir. Bu iki konuya ilişkin de Baromuz tarafından çalışma ve girişimlerde bulunulacağını şimdiden belirtmek isteriz. Yargının bağımsızlığı ve tarafsızlığı demokratik haklarını kullanan insanların ve onları savunan avukatların vazgeçilmez hakkıdır. Bu hak insan hakları mücadelesinin temelidir. Biz Antalya Barosu olarak, her zaman, hukukun, adaletin, adil yargılanma hakkının ve insan hakları mücadelesinin savunucusu olmaya devam edeceğiz' şeklinde konuştu.
ANTALYA EMEP: VERİLEN CEZALAR HALK VİCDANINDA YOK HÜKMÜNDEDİR
Gezi Davası kararı açıklandıktan sonra ülke çapında protesto eylemlerinin yanısıra birçok parti kararı kınayan yazılı açıklamalarda bulundu.
Emek Partisi Antalya İl Başkanı Hasan Alkan, Gezi Davası kararı ile ilgili olarak yaptığı yazılı açıklamada “Tek adam yönetiminin “adalet” cilasının son kalıntıları da döküldü. Yargı kararlarının siyaseten ve iktidar sözcülerinin talimatlarıyla verildiği, Gezi davasında olduğu gibi beraat kararları sonrası “olmadı baştan” yargılamaların tekrar nasıl devreye sokulduğu artık herkesin malumudur” dedi.
Alkan “Artık mahkemelerden adil bir karar beklemek beyhude bir beklenti oldu. Artık kimse adil, bağımsız bir yargıdan söz edemiyor. Zira birçok yanıyla 12 Eylül faşist rejimindeki yargıdan da berbat yargı kararlarıyla karşı karşıyayız” dedikten sonra açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Adil bir yargıyı biz kuracağız. İşçiler, emekçiler, faşist bir rejimin adım adım inşasına karşı çıkan herkes… Artık, birleşme zamanıdır. Amasız, fakatsız; emek ve demokrasi güçleri birleşmelidir. Tek adam yönetimi son bulmalıdır. Yoksa hak mücadelesi verenlerin bir bahaneyle ağırlaştırılmış müebbet, 18 yıl hapis cezasına mahkûm edilmesi işten bile değildir. Eşitlik isteyen, iş, ekmek talep eden, sömürüye karşı çıkan, doğayı ve çevreyi savunan herkes “hükümeti yıkmak teşebbüsü”nden cezalandırılabilir! Siyasal iktidar her hak talebini “darbecilikle” yaftalayarak adeta bir ezme harekâtını başlatmıştır. Bu bakımdan Gezi Davasında verilen haksız, hukuksuz, dayanaksız ağır hapis cezaları tüm topluma gözdağıdır. Bu karanlığı aşmak için tek çare birleşmek ve mücadele etmektir. Gezi Direnişi bir hak mücadelesidir. Gezi Direnişi adil yargı, demokrasi, doğanın ve çevrenin korunması için milyonların sokaklara dökülmesidir. Bugün verilen ağır cezalar, insanların aynı taleplerle bir daha sokaklara çıkmaması için verilmiştir. Ama hak ve özgürlükler için başka bir yol yoktur. Haklarımızı savunmaya devam edeceğiz. Emek ve demokrasi güçlerini tüm illerde yan yana gelmeye, bu ceberut politikalara karşı birlikte ses çıkarmaya çağırıyoruz. Ayrıca 1 Mayıs meydanlarında toplanacak yüz binler tek adam yönetimine ve sermaye düzenine en iyi yanıt olacaktır. Birlikte Kazanacağız, Halk kazanacak!”