Akdeniz Üniversitesi'nden (AÜ) Doç. Dr. Güray Doğan, çöl tozları ve yerel yol tozunun hava kalitesini düşürdüğünü belirterek, “Suyun veya toprağın alternatifi bulunabilir ama kirlenen havanın yok. Nefesin yerine koyacak bir şey yok" dedi.
Akdeniz Üniversitesi'nden (AÜ) Mühendislik Fakültesi Çevre Mühendisliği Bölümü'nden Doç. Dr. Güray Doğan, Antalya'da son dönemlerde etkisini artıran toz taşınımı ve kent içi yol çalışmalarıyla oluşan tozun hava kalitesini olumsuz etkilediğini söyledi. Sahra ve Kuzey Afrika üzerinden taşınan çöl tozlarının özellikle ilkbahar ve sonbahar aylarında bölgede yoğunlaştığını ifade eden Doğan, görüş mesafesinde düşüş, solunum yolu hastalıklarında artış ve kalp rahatsızlığı bulunan bireylerde tetikleyici etkiler görüldüğünü belirtti.
'ÇÖL TOZU DOĞAL, YEREL TOZ ÖNLENEBİLİR'
Toz taşınımının iki farklı kaynağı olduğunu anlatan Doç. Dr. Doğan, çöl tozunun tamamen doğal bir süreç olduğunu ve etkilerinin uyum politikalarıyla azaltılabileceğini kaydetti. Kent içindeki yol kazıları ve uzun süre kapatılmayan çalışmaların oluşturduğu yerel tozun ise kontrol edilebilir bir sorun olduğuna dikkati çeken Doç. Dr. Doğan, “Ana arterlerde devam eden kazılar zamanında kapatılmadığında araç geçişleriyle birlikte toz yoğunluğu artıyor. Bu iri tozlar genelde hayati risk yaratmaz ancak günlük yaşamı olumsuz etkiler, özellikle astım gibi solunum yolu hastalıkları olanları zorlar" diye konuştu. Toz yoğunluğunun arttığı günlerde çocuklar, yaşlılar ve kronik rahatsızlığı olan kişilerin açık alan aktivitelerinden kaçınması gerektiğini vurgulayan Doç. Dr. Doğan, “Bu dönemlerde mümkün olduğunca dışarı çıkılmaması, yoğun toz olan bölgelerde bulunulmaması önemli" dedi.


'SULAMA ÇÖZÜM AMA SU KITLIĞI VAR'
Yerel tozu bastırmak için sulama ve yıkama çalışmalarının etkili olduğunu ifade eden Doç. Dr. Doğan, “Ancak su kıtlığı yaşadığımız bir dönemde bu yöntemi sürekli kullanmak çelişki yaratıyor. Bu nedenle asıl çözüm, kazıların planlı yapılması ve kısa sürede kapatılmasıdır" diye konuştu.
Hava kirliliğinde en büyük tehdidin motorlu taşıt kaynaklı emisyonlar olduğunu söyleyen Doç. Dr. Doğan, “Türkiye genelinde son 10 yılda araç sayısı yüzde 66 artarken Antalya'da bu oran yüzde 178'e ulaştı. Özel araç kullanımı yerine toplu taşımayı özendiren politikalar geliştirilmezse hava kirliliğiyle mücadele etmek mümkün değil" dedi.
'HAVANIN ALTERNATİFİ YOK'
Havanın diğer çevresel unsurlardan farklı olarak yerine konulamayacağını vurgulayan Doğan, “Havanız kirlendiğinde yapacak hiçbir şeyiniz yok. Suyunuzu dışarıdan getirebilirsiniz, toprağı başka yerde işleyebilirsiniz ama nefes alacak havayı taşıyamazsınız. 3 dakika içinde nefes tükenir, hayat son bulur. Bu nedenle hava en önemli parametremiz. Koruyucu ve düzenleyici adımların acilen atılması, gerektiğinde cezai yaptırımların uygulanması şart" diye konuştu. /MİLLİYET.COM.TR