Antalya’nın toplumsal yapısına bakıldığında ağırlıklı bir Yörük yerleşiminin varlığını görüyoruz.
Ama bu kentte sadece Yörüklerimiz yaşamıyor. Yakın tarıhimiz öncesi ve süresince yaşanan göçler nedeniyle Araplar, Mısırlılar, Giritliler, Balkan göçmenleri, Roman ve Doğulu vatandaşlar ile gurbetçiler, hatta Almanlar, İngilizler, Ruslar ve Türkiye’nin hemen her yerinden gelip kente yerleşen emeklilerimiz de yaşıyor. Ama betonlaşan kentin hali ortada.
Antik kentlerden kıl çadırlardan ahşap köylere, ardından gecekondulardan modern ve akıllı yüksek binalara geçişler yapan Antalya bu süreçte yapılan hataların kurbanı oldu. Son 100 yılda bakın ne hale geldi. Betonlaşmanın yanısıra, mermer ve taş ocakları ile madenciliğin verdiği zararlar da ortada. Tekrar aynı hataları yapmasak diyeceğim ama yok, bir yerlerden hala ve sürekli bir rant fitili ateşlenip, kentin ortasına atılıyor.

Dün yayınlanan bir haberde Antalya’nın devasa bir balon gibi dört yana birden genişleyeceği ve imara açılacağı yazıldı.
Haberi görünce beni bir düşüncedir aldı. Elbette, barınma temel bir ihtiyaç. Aynen kaliteli yaşam koşulları, güvenlik, sağlık ve eğitim gibi... Ama “Antalya dört cenahtan imara açılıyor” denilince durum biraz değişiyor. Hele bu konudaki geçmişimiz biraz ürpertici vakalarla dolu olunca durum daha da karmaşık hal alıyor.
Haberde, “Nüfus artışı, turizm yatırımları ve şehirleşme ihtiyaçları bu imara açılma ihtiyacını getiriyor” denilmiş.
Gülmeden edemedim.
O zaman bu kentin anahtarlarını bu uyanıklara verelim, onlar yerleşsin, tüm tarihi, doğal ve tarım alanlarını işgal etsinler. Kentin her bölgesi imara açılsın, buralardan devasa rantlar elde edilsin, bu kentin sakinleri de, yaşanmaz hale getirilmek istenen Antalya’ya veda etsinler.
Güleyim de boşa gitmesin!
Peki Antalya’nın hangi bölgeleri imara açılıyormuş, habere şöyle bir bakalım;
Kepez - Kuzey Bölgesi: (Burada tarımsal alanlar azalmış da onun için imara açılmalıymış!)
Aksu: Aksu ilçesi yatırımcıların ilgisini çekiyormuş! Tarım arazilerinin bir kısmının kentsel dönüşümle imara açılabileceği ve bu alanlarda lüks konut projelerinin geliştirileceği belirtiliyormuş!
Konyaaltı - Batı Gelişim Alanı: Konyaaltı’nın sahil bandında yaşanan yoğunluk, batı bölgesinde yeni yaşam alanlarının oluşmasına zemin hazırlıyormuş!
Döşemealtı yeni şehirleşme merkezi: Antalya’nın en büyük yüzölçümüne sahip ilçesi olan Döşemealtı, geniş arazileriyle dikkat çekiyormuş. Hali hazırda villa projeleriyle gelişmekte olan ilçe, gelecekte daha yoğun bir yapılaşmaya ev sahipliği yapabilirmiş. Modern yerleşim alanlarının yanı sıra, ticaret ve eğitim merkezlerinin de bu bölgeye kaydırılması planlanıyormuş!
Serik: Serik, otel ve tatil köylerinin yanı sıra yeni yerleşim alanlarıyla da dikkat çekiyormuş!
Dikkat ederseniz hep tarım alanlarını yok edecek projeler... Tarımı ve doğayı bitirecek, ranttan köşeyi dönecekler!
İyi de bu Zihni Sinir projelerini ortaya atanlara sormak lazım; İyi de insanın olmadığı yerde rant da olmaz. Siz buradaki canlı yaşamını, tarımsal üretimi bitirip, tarihi dokuların üstüne binalar dikerseniz Antalya’yı terkedilmiş hayalet kente çevirir, sosyal ve kültürel tüm zenginliği de yok edersiniz. Bunun farkında değil misiniz?
İnsanı yaşatan gıdadır, doğadır, havadır, sudur. Kızılderili reisinin dediği gibi, Parayı ve binayı yiyemezsiniz...
Ama bunlardan korkulur!
Belki de bu projelerin ardında başka bir hesap vardır!
Birileri onlarca yıldır kamu varlıklarını, dağı, taşı, ormanları, tarım arazilerini, altı tarih dolu bölgeleri satmaya doyamadı.
Bakalım dün ortaya atılan bu haberle Antalya üzerinde nasıl oyunlar planlanıyor
Yakında kokusu çıkar ...