CÜNEYT BOL yazdı / KADIN CİNAYETLERİNE EKONOMİNİN ETKİSİ

Ülkemizde kadına yönelik şiddet ve vahşet, dünyanın en geri kalmış ülkeleriyle yarışır hale geldi. 24 saat içinde 3 kadın cinayetinin meydana gelebildiği günlerden geçiyoruz.


Gündem 28.01.2025 11:55:00 0
CÜNEYT BOL yazdı / KADIN CİNAYETLERİNE EKONOMİNİN ETKİSİ

Ülkemizde kadına yönelik şiddet ve vahşet, dünyanın en geri kalmış ülkeleriyle yarışır hale geldi. 24 saat içinde 3 kadın cinayetinin meydana gelebildiği günlerden geçiyoruz.

Kadının yaşam hakkının ihlali, toplumumuzda tırmanan şiddetin en acı tablolarından birini yansıtıyor. Son zamanlarda intihar süsü verilmiş kadın cinayetlerinin artması, bir zamanlar Doğu ve Güneydoğu bölgemizde sıklıkla yaşanan töre cinayetleri gibi yeni bir çehreye bürünmüş durumda.

Bir örnek vermemiz gerekirse; Töre cinayetleri eskiden çoğunlukla aile büyüklerinin kararıyla işlenip, yasaların etrafından dolanmak için tetikçi olarak yaşı küçük aile bireyleri görevlendirilirdi. Şimdilerde ise kadının yaşadığı odaya bir ip atılarak kendisini asması isteniyor veya kadın köşeye sıkıştırılıp, baskıyla intihara teşvik ediliyor. Ya da faili meçhul bir perdeyle örtülmeye çalışılıyor. Bunlar sadece birer örnek...

Elbette sorun sadece cinayetler değil, aile içi şiddet ve psikolojik baskı, özgürlüğün kısıtlanması da sözkonusu. Hatta evdeki kadının tüm aile bireylerinin baskısına maruz kalması da son derece yaygın. 

Kadın cinayetlerine bakıldığında bu vahşetin zanlılarının eğitimli olmasıyla ilgili olmadığı da ortada. Metropollerdeki cinayetlerin faillerine bakıldığında, zengin ailelerin çocukları, polis, mühendis, mimar, doktor veya çok nitelikli meslek sahibi katillerle karşılaşılabiliyor.

Peki kadın cinayetlerinin nedenleri neler? Bu insanlar hem eşlerinin hem kendilerinin hem de kimi zaman çocuklarının hayatına kastediyor ve en büyük armağan olan yaşam hakkını bir kenara fırlatıp atabiliyorlar?

Yıllardır gözlemlediğim kadarıyla kadın cinayetlerinin en önemli iki özelliği kıskançlık ve ekonomik sorunlar nedeniyle bütünlüğü bozulmuş ailelerde yaşanması. Çeşitli nedenlerle bir türlü evlenemeyen çiftler de ciddi risk altında. Ama en önemli faktörün ‘kötü ekonomik koşullar’ ve ‘Boşanma isteği’  olduğu açıkça ortada duruyor.

Kötü ekonomik koşullardan tüm ülkenin ciddi şekilde etkilediği gözönüne alınırsa kadına yönelik şiddetin potansiyel riskinin ne kadar ciddi boyutlarda olduğunu ve ekonominin bozulmasına paralel olarak artacağını öngörebiliriz.

Çünkü tarihsel gelişmelere bakıldığında toplumu şekillendiren unsurun ruhsal / manevi koşullar değil ekonomik koşullar olduğu açıkça görülecektir. Elbette toplumda bu kadar şiddete yönelik sorun yaşanırken mevcut iktidar tarafından ‘İstanbul Sözleşmesi’ gibi kadına şiddetin önündreki bariyerin kaldırılması, şiddete eğilimli fertlerin eline bir koz daha vermiş ve cesaretlerini artırmıştır. Dinci kesimlerin talebi nedeniyle İstanbul Sözleşmesinden çıkılması ve bu yönde diğer ülkelerle atılacak ortak adımların reddedilmesi akıl alır bir durum değildir.

KÖTÜ EKONOMİNİN AİLEYE KARŞI SUÇLARA ETKİSİ

Şimdi kadına yönelik şiddetin ekonomik boyutlarına bakalım;

Bilimsel çalışmalar, Ekonomik güçlükler içinde yaşayan toplumların ciddi risklerle karşı karşıya bulunduğunu gösteriyor.

Böyle toplumlar, temel ihtiyaçlarını bile karşılayamayacağı endişesinden dolayı hayal kırıklığı içinde gergin, agresif ve saldırgan davranışlar sergileyebilirler. Her gün işe giderken "bugün kim işten çıkarılacak, acaba ben mi?' diye düşünerek endişeli, gergin ve kaygılı bir ruh haline bürünebilirler. Böyle bir durumda da insanların iş verimleri düşer, motivasyonları azalır ve sağlıkları bozulur.

Ekonomik kriz sebebiyle işyerlerindeki faaliyetlerin tamamen veya kısmen geçici olarak durdurulması halinde oluşan işsizlik, sonuçta yoksulluğun yaşanmasına neden olur. Ekonomik kriz sebebiyle işyerlerindeki faaliyetlerin tamamen veya kısmen geçici olarak durdurulması halinde oluşan işsizlik, sonuçta yoksulluğun yaşanmasına neden olur. Kriz dönemlerinde yoksulluğun artması ve yoksulluğun en doğrudan sonucu sayılabilen açlık ile insanlar yaşam desteğinin tehdit edildiği duygusunu yaşarlar.

Ekonomik krizler sonucunda gelir dağılımında ortaya çıkan eşitsizlikler insanlar üzerinde olumsuz etkiler yaratarak suç işlemeye yönlendirmekte ve kendilerine olan saygılarını, onurlarını kaybetmelerine neden olmaktadır.

Ekonomik krizler sonucunda koşulların kötüye gitmesiyle beraber insanların suç işleme oranları artma eğilimi göstermektedir.

Elbette ki bireyin davranışlarındaki değişim ve yaşanılan problemler kendisi ve çevresiyle sınırlı kalmayacaktır. (Kabullenememe durumu, stres, sinirlilik hali, depresyon, işsizlik sonucu psikolojik bunalım… vb. )

Başta AİLE olmak üzere ait olduğu sosyal çevreye bir takım yansımaları olacaktır.

İŞTE PSİKOLOJİK ETKİLERDEN BAZILARI

* Ekonomik krizin etkilediği kişiler aile bireylerine karşı öfkeli ve saldırgan bir tavır sergileyebilirler.

  * Eve maddi katkı sağlayan kişinin işlerinin bozulması aile fertlerinin ona yönelik davranışlarını olumsuz yönde etkileyebilir.

  * Aile bireyleri arasında şiddetli geçimsizliğe sebep olabilir.

 Eş ile olan iletişim bozulabilir.

 * Gelecek kaygısı yaşayan birey kendine güvenini yitirebilir. Kendine güvenini yitiren birey hiçbir şey yapmak istemeyecektir.

Sonuç olarak; Ekonominin bozulmasıyla, işsizlik ve şiddet artacak, toplumun ve ailenin yapısı bozulacak, göçler, intihar ve boşanmalar artacak, toplumsal motivasyon düşecektir. Motivasyonu eksik olan birey, eşi ile sorunlar da yaşamaya ve süreç evliliklerin sona ermesine ve hatta aileiçi şiddete ve cinayetlere kadar uzanabilecektir.

Bir başka temel kavram olan aile içi şiddet ise genel olarak erkeğin eşine, ebeveynlerin çocuklarına, çocukların birbirine, kadının eşine uyguladığı ya da geniş ailelerde diğer aile üyelerinin dahil olduğu şiddeti tetikleyebilecektir.

Kadın cinayeti sebepleri içinde göze çarpan etkenlerden bazıları ise  boşanma, ayrılma gibi kadının kendi hayatına ilişkin kararlar almasıdır. Gerçekten de boşanma isteği arttıkça kadına yönelik şiddet ve kadın cinayetlerinde artış söz konusudur.

Çalışan kadınların ekonomik olarak daha bağımsız hareket edebilme potansiyellerinin daha kolay boşanma ve ayrılık kararı almalarında etkili olduğu söylenebilir. Bunun yanında eşinden daha fazla maaş alan kadınların şiddet görme ihtimalinin arttığı gösterilmiştir.

Çalışma yaşamındaki kadınlara ilişkin bir diğer saptama, bu kadınların sıklıkla ekonomik şiddete maruz kalmaları, kazandıkları paraya eşlerinin, babalarının, oğullarının ve hatta patronlarının el koymasıdır. Burada önemli bir diğer nokta ise kadın cinayetlerinin ekonomik kriz dönemlerinde artan yoksulluk ve geçim sıkıntısı ile birlikte artmasıdır.

Araştırmalar, öldürülen kadınların ve faillerinin daha çok 26-40 yaş arasında olduklarını gösteriyor. Öldürülen kadınların ve fail erkeklerin çoğunluğu evli, imam nikahlı ya da boşanmıştır. Öldürülen kadınların %62’si eşleri, %24’ü ise eski eşleri tarafından öldürülmüştür. Erkek arkadaş, eski erkek arkadaş ve reddedilen erkek tarafından öldürülen kadınların oranı %10’dur. Öldürülen kadınların %62’sinin çalışmadığı, %34’ünün vasıfsız işlerde çalıştıkları görülmüştür. Fail erkeklerin ise çoğunluğu (%56) işsizken, %32’si nitelik gerektirmeyen işlerde çalışmaktadırlar.

PEKİ NELER YAPILMALI?

Uzun bir süredir Türkiye’de tırmanan kadın cinayetlerinin önünü almak için kadın örgütleri bir dizi acil çözüm önerisini dile getirmektedir.

Bunlar arasında İstanbul Sözleşmesi ve 6284 sayılı kanunun uygulanması, sığınma evleri ve kadın konukevlerinin sayısının artırılması, bu kurumların koşullarının iyileştirilmesi, şiddet faillerinin cezalarının artırılması, faillerin cezasız bırakılmaması, silaha erişimin zorlaştırılması, medyada kadına yönelik şiddeti özendirici, meşrulaştırıcı yayın ve haberlerin yapılmaması gibi talep ve öneriler öne çıkmaktadır. 

Özellikle 6284 sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanunda geçen delil ve belge aranmadan şiddet mağduru kadınların hemen korumaya alınabilmesi, hakim ve mülki amirin ivedilikle koruyucu tedbir kararı alabilmesi ve fail bu tedbirlere uymadığında henüz dava süreci başlamadan zorlama hapsi uygulanarak tecrit edilmesi yönündeki maddeler yaşamsal öneme sahiptir.

Esen kalın...

Yararlanılan kaynaklar:

* Bilim ve Aydınlanma Akademisi yayını.

* Ekonomik Krizlerin Birey ve Topluluk Üzerindeki Etkileri

   Prof. Dr. Erkan Perşembe / Asuzer Özdemir

SPOR


GÜNDEM

POYRAZ AKDENİZ'DEKİ EN BÜYÜK DENİZANASI TÜRÜNÜ ANTALYA KÖRFEZİ'NE SOKTU / videolu
CHP KORKUTELİ KADIN KOLLARI BAŞKANI USULSÜZ KREDİ OPERASYONUNDA GÖZALTINA ALINDI
ANTALYA’NIN SİMGESİ FALEZLERDE KAÇAK YAPI TAHRİBATI.. 26 AYRI NOKTADA VAR
YSK NÜFUSA GÖRE İLLERİN ÇIKARACAĞI MİLLETVEKİLİ SAYISINI BELİRLEDİ
ENFLASYON RAKAMLARINI AÇIKLANDI.. ŞUBAT AYI YÜZDE 2.96 YILLIK 31.53 OLDU

SON DAKİKA