Dün yakın bir arkadaşım aradı..
Yeğeni karpuz keserken, elini doğramış..
Sonrası ÇOK ÖNEMLİ, iyi okuyun..
…
“Kesik önemliydi, sürekli kanıyordu..
Ve mutlaka dikiş gerekiyordu..
Önce iki tane ‘meşhur’ özel hastaneye gittik, ‘bizde şu anda dikiş atacak kimse yok, pazartesi gelin’ dediler..
Ardından resmi bir hastaneye gittik, film falan çektiler..
Acil Servis’teki görevli doktor, ‘şu anda bunu dikebilecek bir doktorumuz yok maalesef, servislerde bile uzman doktor bulmanız zor, pazartesi geleceksiniz artık’ dedi..
‘Peki ya kan durmazsa, 2 gün hasta ne yapacak’ diye sorduk, ‘bu durumdaki hastalarımızı Akdeniz Tıp’a yönlendiriyoruz, ama sanırım orada da uzman doktor yok, yine pazartesiyi beklemek zorundasınız’ diye cevap verdi..
Ne diyeceğimizi bilemedik, çaresiz eve döndük ve şimdi pazartesi gününü bekliyoruz..
Düşünün, ‘ACİL SERVİS’lerde bir kesiğe dikiş atacak adam (doktor) yok..
Diyelim ki, elimiz bileğinden ayrıldı, makinada kaldı veya parmak koptu..
Anlık operasyon isteyen bir durum bu, böyle bir vaka gelirse ne olacak, o da mı pazartesiyi bekleyecek?
Böyle bir şey olabilir mi?”
…
Evet çok değerli, sevgili, kıymetli, canımız, cicimiz DOKTORLARIMIZ, bu soru size;
“Böyle bir şey olabilir mi?”
Bildiğim kadarıyla, Türkiye şartlarında “ortalamanın üzerinde” maaşınız ve artı gelirleriniz var..
Bana bu “artı gelirlerinizi” saydırmayın, yüzünüz kızarır ve itibarınız zedelenir..
Peki, bu “ortalamanın üzerindeki maaşınıza ve artı gelirlerinize rağmen, daha da önemlisi “ettiğiniz Hipokrat yeminine” rağmen, hastanelerde sizi niye “GÖREVİNİZİ ADAM GİBİ YAPARKEN” göremiyoruz?
İşini adam gibi yapan “İSTİSNAİ” doktorlarımızı ayrı tutuyorum, sözüm onlara değil..
Derdiniz ne?
Bu hükümetin yıkılması için bütün ruhuyla didinen bir kadının peşine takılıp, bu milleti hizaya getirmeye mi çalışıyorsunuz?
Sizin işiniz “siyaset”le uğraşmak değil, “insanların sağlığı” ile uğraşmak..
Siyaset yapacaksanız, girersiniz bir siyasi partiye (ki çok doktor var böyle) dilediğiniz gibi yaparsınız..
Ama, önceliğinizin “İNSAN SAĞLIĞI” olduğunu yine de unutmayacaksınız..
…
Özel bir hastanenin sorumlu müdürü arkadaşım, “abi, doktorların da bazı sıkıntıları var tabii” dedi..
Ve şöyle devam etti:
“Örneğin yaptıkları hizmetlere (yani tedavi ve operasyonlara) ve de yeteneklerine göre primler belirlenirse, daha adil ve tatmin edici bir ücretlendirme ortaya çıkacaktır.. Bu durumda EMİNİM şimdiki gibi direniş de göstermeyeceklerdir..”
İyi de, “YETER”in ve “TATMİN”in bir ölçüsü yok, bunları versen, bununla da yetinmeyecek ve 3 ay sonra “ücretlerimiz yetersiz” diye serzenişe başlayacaklardır..
Ben de bundan eminim..
Daha önce de yazdım; bu direnişteki doktorların derdi zaten ne ÜCRET ne de ŞİDDET..
Dertleri; Türk Tabipler Birliği’nin yolundan giderek, KAOS yaratmak..
Nitekim;hastanelerde görev yapacak –yeterli- doktorların olmaması nedeniyle vatandaşın gereken sağlık hizmetini alamaması ve bu nedenle isyan etmesi, bunun en büyük kanıtı değil midir?
…
Olmaz, böyle olmaz..
Biz millet olarak doktorlarımızı –gerçekten- çok sevdik, seviyoruz ve sevmeye de devam edeceğiz..
Ama..
Doktorlarımız da bu “TÜRK” ifadesini ayaklar altına alan “TABİPLER BİRLİĞİ”ni milletle aralarına sokmamalı artık..
Vesselam..

