ALİ TONGÜLÜS


ALİ TONGÜLÜS yazdı / ANTALYA KENT KONSEYİ’NE YAKIŞTIRAMADIM..

ALİ TONGÜLÜS yazdı / ANTALYA KENT KONSEYİ’NE YAKIŞTIRAMADIM..


Açıklama yapılalı 1 hafta kadar oldu, ama bu konuyu konuşmalıyız.. Dünyada her alanda büyük itibar kazanmaya başlamış olan Türkiye’de şu “istemezük” zihniyetini aşmamız şart.. Siyasetçileri bir noktaya kadar anlayabilirim de, siyasete hiç bulaşmaması gerekenlerin de muhalefetle birlikte “istemezük” diye feryat etmesini anlamam.. … Ülkede bir felaket yaşanmış.. Onbinlerce vatandaşımız ölmüş, onbinlerce vatandaşımız çoluk-çocuk evsiz-mekansız kalmış.. Devlet bu kışta-kıyamette vatandaşların aç ve açıkta kalmaması için ÇOK ACİL önlemler almaya çalışıyor.. … Konteyner kentler, çadır kentler kuruyor.. Yemekhaneler, okullar oluşturuyor.. Turistik otelleri, devlete ait bütün misafirhaneleri, sosyal tesisleri depremzedelerin barınması için açıyor.. … Ama, felaketin boyutu o kadar büyük ki, bunlar yetmiyor.. Bu defa üniversitelerin bazılarında ikinci dönem için “yüzyüze eğitim”e ara verip “öğrenci yurtları”nda yer bulmaya, afet yaşamış insanları dışarda bırakmamaya uğraşıyor.. … Bütün bunlar olurken.. Turizmci feryat etmiyor, devlet memurları isyan etmiyor.. Konu öğrenci yurtlarına gelince, bir anda muhalefet ve türevleri hep bir ağızdan “olmaaazzz istemezüüüük” diye bağırmaya başlıyor.. “Gençler” üzerinden kara propaganda yapılıyor.. … Bu bağıran “türev”lerden biri de,  “Antalya Kent Konseyi Eğitim ile Kültür ve Sanat grupları”.. Neymiş; “üniversiteler yüz yüze öğretime kapatılmış, uzaktan eğitime geçilmiş”.. Neymiş; “yapılan uygulama, telafisi olmayan sonuçlar doğurabilirmiş ve kabul edilemezmiş”.. Neymiş; “öğrencinin, üniversite yaşamının gerektirdiği akademik-bilimsel yeterli donanımı almadan diploma almasına yol açacakmış”.. Neymiş; “üniversiteler derslerin pek çok teknikle işlendiği, kampüslerde çok sayıda alanda etkinliklerin yüz yüze iletişimle sağlandığı, bulunduğu kentin olanaklarının değerlendirildiği, bilimsel tutumun kazanıldığı zengin bir eğitim-öğretim ortamı imiş”.. … Bunların hepsi doğru, hepsine katılıyorum.. Ama olmaz ki.. Bir felaketin yaralarını sarmak adına 3-5 aylık bir uygulama için bir kaşık suda fırtına koparılmaz ki.. … Yahu.. Üniversiteler yüzyüze eğitime kapatılmadı.. Yurtlar temelli olarak boşaltılmadı ve depremzedelere tahsis edilmedi.. Depremde maddi ve manevi çöküş yaşamış insanlarımıza her kesim destek ve yardımda bulunurken, geçici ve kısa bir süre için alınan karar üzerinden “hükümeti itibarsızlaştırmak” da neyin nesi? Derdiniz ne? Kimin değirmenine su taşıyorsunuz? … Desteklemiyor olabilirsiniz, ama bari “köstek” olmayın.. İstemiyorsunuz, bari bir şey önerin, “yurtlar olmasın şunlar olsun” deyin.. Bunların hiçbiri yok, sadece “istemezük” tavrı var.. Şu ortamda akla, mantığa, vicdana ve insanlığa sığar mı bu tavır?