Ben bugün bir “KEMAL KILIÇDAROĞLU TAKTİĞİ” uygulayarak yazacağım..
Yani, “elimde belge yok, ama aldığım duyumlar var” diyeceğim..
Niye böyle yazacağım?
“MUHALEFET BU DİLDEN ANLIYOR” da, onun için..
Ama, yazacaklarım asla “YALAN” olmayacak, emin olabilirsiniz..
…
Neyse, hemen konumuza geçelim..
Bugün İyi Parti’den, İyi Parti’li üyelere çektirilen eziyetten, İyi Parti sayesinde makam sahibi olanların partiyi nasıl kullandığından söz edeceğim..
Ve tabii ki, o makam sahiplerinin tutarsızlıklarından..
…
Hatırlayın; İyi Parti Antalya İl Başkanı Mehmet Başaran Köprüçay’da açılmak istenen Mermer ve Taş ocağına karşı “istemezük” beyanatları vermişti..
Açıklamaları gören ve duyan da, “bravo Başkan’a, çevrenin kirlenmesine karşı çıkıyor” diye takdir ediyordu..
Ama, bana hatırı sayılır bir işadamından gelen mesajı görünce şaştım kaldım..
Meğer, Mehmet Başaran’ın da kum ve kireç ocağı varmış..
Mesaj aynen şöyle:
“Ali abi iyi geceler,
Hani İyi Parti İl Başkanı Başaran mermer ocağına karşı ya (bu arada ben de karşıyım)..
Ama Başaran’ın kum ocağı ve kireç ocağı var Çubuk Beli’nde, yıllardır doğanın anasını ağlatıyor..
Saygılar abi..”
Konuyu araştırdım..
Evet, Mehmet Başaran’ın Çubuk Beli’nde gerçekten de kum ve kireç ocağı varmış, ocakları bir süre önce kapatmış..
Şimdilerde ise Geyikbayırı cenahında “OCAK” açacak bir yer arıyormuş..
Buldu mu, onu bilmiyorum, ama bir dediğine bakın, bir de yaptığına..
Ötesini size bırakıyorum..
…
Gelin bir de Demre taraflarına gidelim..
Biliyorsunuz, Demre’nin belediye başkanı İyi Parti’li..
Siyasette aslolan, bir il başkanı bütün bir ilde, bir ilçe başkanı da o ilçede genel başkanı temsil eder..
Yani, belediye başkanları da milletvekilleri de ilçe ve il başkanına tabidir..
Ancak, Demre’de belediye başkanı sadece ilçe değil, aynı zamanda il başkanı gibi de hareket ediyor..
(Kılıçdaroğlu’nun kulakları çınlasın, aldığım duyum böyle..)
Bunu da; “İyi Parti’ye gönül vermiş, seçimlerde Millet İttifakı’nın kazanması için gece-gündüz çalışmış, şimdilerde ise Belediye Başkanı’nın mobbingi ile karşı karşıya kaldığını, buna İyi Parti il ve ilçe başkanı ile vekillerin bile ses çıkarmadığını öne süren ve en sonunda, ‘bu zulme sessiz kalmayacak namuslu bir ses arıyorum’ diye feryat eden” genç bir kadından dinleyelim..
Özelden gönderdiği mesajda diyor ki;
“Selamlar abi,
Millet ittifakı için sokak sokak çalıştım..
Seçimi Demre’de İyi Parti’nin zaferiyle sonuçlandırdık..
İyi niyetlerimizle çalıştık, menfaatlerimizi değil İyi Parti’yi düşünüyorduk..
9 aydır başarısına sebep olduğumuz Demre belediye başkanımız, ilgim olmayan sosyal medya paylaşımlarını üzerime atıp kumpas kurarak, hakkımda 6 adli dosya oluşmasına sebep oldu..
Kadın olarak uğradığım hakaretler ve iftira konusuna hiç girmiyorum..
Sürekli algı oluşturmaya çalışan belediye başkanı şov peşinde..
Adam’ rüşvet aldım’ diyor, ‘almazsam olmaz’ diyor, bunu soruşturmuyorlar, ama ben sosyal medyada eleştirdim diye 6 dava dosyası oluşturuyorlar..
Ve susmam için mobbing uyguluyorlar..
Çünkü, haklı olduğumu biliyorlar, korkuyorlar..
Eşim İyi Parti yönetimindeydi, baskıyla istifa ettirdiler..
Evimi 10 polis aramaya geldi, telefonlarımı dijital iletişim araçlarımı aldılar, 7 aydır vermiyorlar..
Demre’de eşimin çalışacağı alanları da engellediler..
Ev hanımıyım, mobbing yüzünden evden çıkamıyorum..
Ve bütün bu olan-bitene partinin bilen kadroları seyirci, bilmeyen kadroları sağır..
Yaşadıklarımı irtibatta olduğum kişiler dile getirmekten korkuyorlar, zalimliğe-zulme seyirci kalıyorlar..
Bu zulme sessiz kalmayacak, namuslu bir ses arıyorum, lütfen sesime ses olun..”
Mesajı gönderen kişiyle konuştum..
İlçe, il ve genel merkez dahil her yere durumu anlattığını, hiç cevap alamadığını, belediye başkanının il başkanı gibi hareket ettiğini, İyi Parti içinde işlerine gelmeyen kişileri uzaklaştırmak için birçok kişiye de aynı tavrın sergilendiğini söyledi..
Dikkatimi ne çekti biliyor musunuz?
Partide kuş uçsa haberi olan İyi Parti’li milletvekili Hasan Subaşı’nın bu olaylara karşı bu kadar kayıtsız ve suskun kalması..
Herhalde vardır bir bildiği..
…
Gelen mesajlardan sonra, belediye başkanını, Başaran’ı veya Subaşı’yı niye aramadığımı merak edeceksiniz..
Dedim ya, bugün Kemal Kılıçdaroğlu (yani muhalefet) taktiği uyguluyorum..
Ortada bir YALAN varsa herhalde açıklarlar, değil mi?
Özetle..
Bana gelen mesajlar doğru da olabilir yanlış da..
“Doğrusu” ne ise, bunu Mehmet Başaran da Hasan Subaşı da Okan Kocakaya da mutlaka biliyordur, en azından bilmeleri gerekiyor..
Bu KUM-KİREÇ OCAĞI ve DEMRE konusunda “doğru”yu BANA bildirirlerse, söz buradan onu da yayınlayacağım..
Ama, sadece GERÇEKLERİ istiyorum..

