ALİ TONGÜLÜS


ALİ TONGÜLÜS yazıyor / SUBAŞI KONUŞMUYOR, RESMEN MİLLETİ KIŞKIRTIYOR

ALİ TONGÜLÜS yazıyor / SUBAŞI KONUŞMUYOR, RESMEN MİLLETİ KIŞKIRTIYOR


İyi Parti Antalya Milletvekili Hasan Subaşı TBMM’de bir konuşma yapmış, bunu da bir bülten haline getirip gazetelere göndermiş.. Uzunca bir bülten.. Bir gazeteci olarak.. Ülkeyi, dünyayı, insanları, olayları, özellikle de siyaseti iyi takip eden ve bilen biri olarak.. Subaşı’nın sözlerinin neresinden tutacağımı şaşırdım.. Bültende “iktidarı eleştiriyor” güya, ama her cümlesi uydurma, iftira ve yalan.. Tamamiyle “insanların aklıyla oynayıp iktidarı itibarsızlaştırma” mektubu.. … Gelin bunu söylediklerinden birkaç alıntı yaparak anlatayım sizlere.. … “TBMM’nin gücünü ve işlevini yitirmesine, devlet bürokrasisinin etkisiz ve çalışamaz hâle gelmesine itirazımız var.. Ülkede denetlenmeyen ve sorgulanmayan bir sistem var..” Neymiş? TBMM gücünü ve işlevini yitirmiş.. Bürokrasi etkisiz hale getirilmiş.. Niye? Yeni sistemle Cumhurbaşkanı bütün konularda yetkili hale gelmiş.. Yahu Subaşı insafın kurusun.. TBMM “Parlamenter Sistem”de ne yapıyorsa, “Cumhurbaşkanlığı Sistemi”nde de aynı şeyi yapıyor.. Bir farkla, birinde grup olarak yasa teklifi verilebiliyordu, şimdi her milletvekili verebiliyor.. TBMM’nin asli görevi, “ülkede her konuda adalet sağlayacak yasaları” yapmak.. Artı, “Cumhurbaşkanı’nı ve kabinesini” denetlemek.. Söyler misiniz, Erdoğan’ın bu konularda TBMM’ye bir müdahalesini duydunuz mu hiç? Eğer bu sistem denetlenmiyorsa, suçlanacak yer Cumhurbaşkanlığı sistemi değil, TBMM’dir.. Çünkü, Cumhurbaşkanı ve kabinesi TBMM’ye müdahale edemez.. Bürokrasiye gelince.. Benim hatırladığım Demirel, Özal, Ecevit gibi hemen hemen bütün devleti yönetenler, “bürokrasiye söz geçiremiyoruz” diye şikayet ediyordu.. Eğer bu devleti yönetenler bürokrasiye laf geçiremezse “devleti” yönetebilir mi? Eğer devleti bürokrasi yönetecekse seçimlere, seçilenlere ne gerek var? Az mantıklı olmak lazım, tabii ki bürokrasiye müdahale gerekiyor, Erdoğan da doğal olarak bunu yapıyor.. Subaşı’nın nasıl üfürdüğünü, toplumu nasıl kışkırttığını anlayabiliyor musunuz? … Subaşı, “çılgın projeler sonlanmalı, insanımıza yatırım yapılmalı” diyor.. Bak bak, HİNLİĞE bak.. Belediye başkanlığı da yapmış birinin, çılgın ya da değil üretilen bütün projelerin İNSANA YAPILAN YATIRIM olduğunu bilmiyor olması mümkün mü? Halkı, “bakın bu hükümet çılgın adını verip bir sürü yol, tünel, kavşak, hızlı tren, baraj, savunma sanayi ekipmanları, köprüler, kanallar yapıyor, ama insana hiç yatırım yapmıyor” diye kışkırtıyor.. Bütün bu yapılanlarla sağlanan ekonomik kazanımlar İNSAN için değil mi? Diğer taraftan bakalım.. Yaşlıya, hastaya, çocuğa, çocuğa bakan anneanneye, engelliye, anneye, babaya yardım, gence iş imkanı, esnafa-çiftçiye destek veren bu hükümet değil mi? Peki bütün bunlar İNSAN değil mi? Subaşı’nın nasıl üfürdüğünü, toplumu nasıl kışkırttığını anlayabiliyor musunuz? … Subaşı’ya göre; “çiftçiye, öğrenciye, emekliye değil yandaşa kaynak aktarılıyor”muş.. KIŞKIRTMAYA bakın.. Belediye başkanlığı döneminde, belediyenin işlerini yaptırdığı kişiler de yandaş mıydı? Hemen hemen hep aynı firmalara iş yaptırıyordu.. Ayıp, insan bu lafı söylemez.. Önemli olan kaynağın kime gittiği değil, kaynak kamu yararına ve kamunun şartlarına göre doğru kullanılıyor mu, ona bakılması gerek.. Ötesi “çekemezlik”tir.. Bence bu hükümet (eksiği yanlışı olabilir, çünkü bunları çalışan yapar.. ama) kaynakları, “doğru” kullanıyor, aksini söyleyenin amacı sadece “itibarsızlaştırma çabası”dır.. Zaten Subaşı da lafının sonunda da NİYETİNİ açık-seçik söylüyor: “Bu iktidar gitmeli”.. Nasıl üfürdüğünü, toplumu nasıl kışkırttığını ve amacını anlayabiliyor musunuz? … Daha uzatmayacağım.. Görüldüğü gibi, “muhalefetin ALGI OPERASYONLARI” son sürat devam ediyor.. İyi Parti Antalya Milletvekili Hasan Subaşı da, “Erdoğan yargının ve yasamanın işlerine de karışıyor” algısı yaratma peşinde.. Oysa Erdoğan; 1- Yasama organı olan TBMM’ye “bilgi vermek” dışında hiç gelmiyor.. 2- Yargının işine karışmıyor.. Herkesin yaptığı gibi, kararları sadece eleştiriyor.. Ve daima HUKUK yollarına başvuruyor.. Öte yandan.. Cumhurbaşkanı’nın Yasama ve Yargı dışında tabii ki “yetkili olmadığı hiçbir alan” kalmamalı.. Yoksa ülkeyi nasıl sevk ve idare eder? Subaşı’nın ve sair muhalefetin nasıl üfürdüğünü, toplumu nasıl kışkırttığını anlayabiliyor musunuz? … Tekrar tekrar tekrar ediyorum.. Akıllı olun, BAŞKA TÜRKİYE YOK..