(NOT: Bu yazı, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun grup konuşmasındaki sözleri üzerine kaleme alınmıştır..)
40-50 yıldır Türkiye’nin en hassas olduğu konu “terör”dü, değil mi?
Çocuk, genç, yaşlı, kadın, erkek, asker, öğretmen, mühendis onbinlerce vatandaşımızı öldüren, çocuk denecek yaştaki gençleri dağa kaçırıp eline silah vererek ülkesine silah sıktıran ve adı PKK olan terör örgütü değil miydi?
Partisine bakmadan, ideolojisine bakmadan, cinsine-ırkına-milliyetine bakmadan bu topraklar içinde yaşayan herkes için terör örgütleri “HEPİMİZİN KIRMIZI ÇİZGİSİ” değil miydi?
Peki, ne oldu da birileri bir anda döndü?
Ne oldu da birileri teröristleri hoş görmeye ve göstermeye başladı?
Ne oldu da, birileri teröristlerin siyasi ayağı ile ortaklık yapmaya başladı?
Bunlar bu ülkenin vatandaşı değil herhalde..
…
Şu olan-bitene bakın..
Bir hukuk devletinde, yargının “terörist” diye nitelediği birine milletin vekili olan bir TC vatandaşı “güzellemeler” düzüyor..
Yine milletin vekili bir başka TC vatandaşı da bu güzellemeye destek veriyor..
CHP’li Tuncay Özkan, “Selahattin Demirtaş barış insanıdır” diyerek –güya- fikir özgürlüğünü kullanıyor..
Faik Öztrak da, “Selahattin Demirtaş haksız yere içeride tutuluyor” diyerek, Özkan’ın cümlesini tamamlıyor..
CHP’nin Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ise daha ileri gidiyor..
Yargının “terörist” diye nitelediği birilerine “özgürlük” vaad ediyor..
Ve partisinin grup toplantısında, yargının “TUTUKLULUK HALLERİNİN DEVAMINA KARAR VERDİĞİ” kişilere seslenerek diyor ki; “Osman Kavala ve Selahattin Demirtaş az kaldı, bekleyin diyoruz..”
“İktidar” olacaklarından o kadar emin yani..
…
İki şehit verdiğimiz Bingöl’deki patlamayla bu açıklamaların aynı zamana denk gelmesi bir tesadüf müdür, henüz bilmiyorum..
Eminim, kısa bir süre içinde her şey ortaya çıkacaktır..
Benim asıl merak ettiğim şey başka..
Bu CHP’liler; yargının “terörist” diye nitelediği birilerine nasıl oluyor da “özgür kalacaksınız, bekleyin” diye vaadde bulunabiliyor?
İster istemez aklıma hiç de NORMAL OLMAYAN şeyler geliyor..
Örneğin, bu kişiler nasıl “serbest” kalabilir?
1- Yargı delillere ve şahitlere dayanarak, “özgürsünüz” diyebilir ya da “hapis cezası” verebilir..
Yani, iktidarlar değişse bile, CHP seçimi kazansa bile bu kişilerin serbest kalıp-kalmayacağına bir hukuk devletinde ancak “yargı” karar verebilir..
Bu durumda, “şahısların özgür olmaları” garanti değil..
2- CHP seçimle iktidar olur ve yasaları değiştirerek, yargının onları içeride tutan veya içeriye atan hükümlerini ortadan kaldırabilir..
Ama, bunun da bir garantisi yok..
Çünkü, “terör” konusunda oldukça hassas bir millet, “terör iltisaklı” kişilerin serbest kalması için yasaların değişmesine pek izin vermeyebilir..
Bu durumda da çatışmalar çıkabilir ve kan gövdeyi götürebilir..
Yani; o şahısların özgür kalmalarının yine bir garantisi yok..
3- Öyleyse; CHP’liler “başka bir şey” anlatmaya çalışıyor..
Kılıçdaroğlu, Demirtaş ve Kavala’ya doğrudan sesleniyor ve “bekleyin serbest kalacaksınız” diyor..
Adeta…
“Biz seçimle iktidara gelemeyeceğimizi anladık.. Seçimle iktidara gelsek bile hukuk kurallarına uymak zorunda kalacağımızı da anladık.. Bunlar bizim işimize gelmez, bu durumda biz istediklerimizi istediğimiz gibi yapamayız.. Bu yüzden öyle geleceğiz ki, söylediğimiz her şey kanun olacak.. Böyle olunca da iktidarı ele geçirir geçirmez bu şahısları (ve tabii başkalarını da) serbest bırakacağız.. Bu yüzden ‘az kaldı, bekleyin’ diyoruz” diyor..
Adeta..
“15 Temmuz kalkışması” öncesini yaşıyor gibi oldum bir anda..
…
Ben CHP’lilerin yaptığı güzellemeleri ve açıklamaları “böyle” anlıyorum, böyle yorumluyorum..
İnşallah yanlış anlıyorumdur, umarım yanılıyorumdur..

