Cem Kotan, Cumhuriyet Halk Partisi içinde Konyaaltı Belediye Başkan adayı olduğunda hakkında çıkan onca habere rağmen tabanda farklı bir sempati yaratmıştı. Bunun nedeni basitti: SSK’lı bir işçi geçmişinden gelen bir ismin belediye başkanlığı koltuğuna oturması, siyasetin alışılmış elit profilinin dışında bir hikâye sunuyordu.
Bir anlamda “emekçinin belediye başkanı” anlatısıydı bu durum.
Ancak siyaset çoğu zaman hikâyelerle değil, alınan kararlarla hatırlanır.
Ve Konyaaltı Belediye Meclisi’nden çıkan son karar, tam da bu nedenle ciddi bir tartışmanın kapısını aralamış durumda.
Liman Mahallesi’nde denize sıfır konumda bulunan, yıllardır bölge halkının nefes aldığı Bileydi Parkı… 3730 metrekarelik bir kamusal alan. İçinde yeşil alan var, tenis kortları var, çocukların oynadığı alanlar var, sabah sporunu yapan insanların kullandığı bir yaşam alanı var.
Şimdi ise bu alan için “avam proje hazırlanması ve yapılacak yapının 10 yıllığına kiraya verilmesi” kararı gündeme geldi.
İşte tam da burada siyaset ile şehirde yaşayan vatandaşların hakkı arasındaki o kadim gerilim yeniden karşımıza çıktı.
Çünkü mesele yalnızca bir park değil.
Mesele, kamusal alanların kaderine kimlerin karar verdiği.
Bu kararın arka planındaki imza da tartışmanın merkezine oturmuş durumda. Parkın yapılaşmaya açılması için hazırlanan yazıda “uygun görüş” imzasının Konyaaltı Belediye Başkan Yardımcısı Duha Durukan Karapınar’a ait olduğu biliniyor. Karapınar’ın, CHP Genel Başkan Yardımcısı Ulaş Karasu ile akrabalık ilişkisi bulunduğu yönündeki bilgiler ise Antalya kulislerinde uzun süredir konuşuluyor.
Hal böyle olunca ister istemez şu soru gündeme geliyor:
Bu karar gerçekten teknik bir şehircilik kararı mı, yoksa siyasetin görünmeyen ilişkiler ağı içinde şekillenen bir tercih mi?
Konyaaltı siyasetinde konuşulan bir başka iddia ise bu tartışmayı daha da büyütüyor. CHP kulislerinde Cem Kotan’ın aday gösterilmesinde etkin rol oynayan isimlerden birinin Genel Başkan Yardımcısı Ulaş Karasu olduğu biliniyordu. Parti içindeki bazı çevreler, Kotan’ın adaylığının CHP içindeki Alevi kanadının desteğiyle şekillendiğini, bu tabloda Karasu’nun yanı sıra Veli Ağbaba gibi isimlerin de etkisinin bulunduğu su götürmez bir gerçek.
Tam da bu nedenle Bileydi Parkı üzerinden alınan kararın arkasında siyasi bir “diyet” tartışması olup olmadığının en net yanıtını alınan bu kararın akıbetini takip etmekten geçer.
Daha da ileri giden bazı iddialar var. Park alanı içinde planlanan projenin arka planında belirli çevreler için bir işletme ya da restoran planlandığı yönünde konuşmalar yapılıyor. Bu restoran bana verilmeyeceğine göre umarım bir diyet borcu çerçevesinde değerlendirilerek kendisinin aday olmasına vesile olan kişilere verilmez. Elbette bunlar şu aşamada kamuoyunda dolaşan iddialardan ibaret deyip geçiştirebilirsiniz.
Ancak siyaset tam da bu noktada şeffaflıkla sınanır.
Eğer bu iddiaların hiçbir gerçekliği yoksa, yapılması gereken şey son derece basittir: Konyaaltı Belediye Başkanı Cem Kotan’ın çıkıp Bileydi Parkı ile ilgili projenin tüm detaylarını kamuoyuna açık biçimde anlatmasıdır.
Çünkü mesele yalnızca bir park değildir.
Mesele, kamuya ait bir alanın geleceği hakkında alınan kararların ne kadar şeffaf olduğu ve bu kararların arkasında gerçekten kamu yararı olup olmadığıdır.
Bugün Konyaaltı’nda insanlar şu sorunun cevabını bekliyor:
Bileydi Parkı gerçekten Konyaaltı halkı için mi planlanıyor, yoksa siyasetin görünmeyen hesaplarının yeni adresi mi oluyor?
Not; Giliğ dondurmanın olduğu yerde park alanı adam orayı tamamını işgal ederek büyük bir tesise çevirmiş. Kotan’a tavsiyem, bu kapitalist ayak oyunları seni anında tahtından eder. Bence titre ve kendine gel. Bu alan ile ilgili yazıyı daha sonra gündeme getireceğim.


