ALİ TONGÜLÜS

Tarih: 20.06.2023 14:48

ALİ TONGÜLÜS yazdı / İŞTE HEP BU YÜZDEN KAYBEDİYORLAR..

Facebook Twitter Linked-in

Kurultaylar, kongreler ve yerel seçimler yaklaştıkça bizim gazeteci tayfası ne duysa kaleme sarılır.. İl ya da ilçe yönetimlerine “aday” olanlar da partilerinin yöneticilerine yaranmak için “onların hoşuna gidecek” söylemlerle gazeteci kesiminin önüne “kulis bilgisi-dedikodu” atar.. Kim kiminle ne konuştu, kim kimin cebine el attı, kim kiminle oturdu kalktı, kim kendini kime satmaya çalışıyor gibi bir dünya isim havalarda uçuşur.. Ama, bu havada uçuşan isimler çalışır mı, kentine, memleketine, ülkesine, insanlığa bir katkı sağlar mı, bu hiç konu edilmez.. … Bugün bu adı geçenlerden birinin, Kepez ilçe başkanı olmak için yola çıkan Halil Yurtsever’in açıklamalarını verecek ve onun üzerine birkaç kelam edeceğim.. Sürekli kaybeden ve kaybettikçe de birbirlerini yerden yere vuranlar “aslında” neden kaybediyor, seçilseler bile niye değişen hiçbir şey olmuyor, bunu anlatmak zorundayım.. Buna mecburum.. … Evet, işte hep bu yüzden kaybediyorlar.. Çünkü, dünyadan haberleri yok.. Ülkeleri nereden nereye gelmiş, nereye gidiyor, haberleri yok.. Türkiye nasıl yönetiliyor, kurumlar nasıl çalışıyor, haberleri yok.. Türkiye’de ekonomi eskiden nasıldı, şimdi nasıl, haberleri yok.. Milletin güvenini kazanmak önemli mi değil mi, haberleri yok.. Slogan gibi ezberledikleri iki-üç cümleyi “nakarat” haline getirmişler, sürekli tekrarlıyorlar.. Bunu yapanlar da güya aklı başında koca koca adamlar.. … CHP Kepez İlçe’ye “Başkan” adayı olan Halil Yurtsever bakın ne diyor: “Türkiye Cumhuriyeti 100. yılında tarihinin en ağır koşullarını yaşıyor.. Açlık, yoksulluk, yolsuzluk ve yalan tarihte hiç bu kadar zirve yapmamıştı.. İnsanlarımız geleceğe umutla bakamıyor, başta eğitimli insanlarımız beyin göçü yoluyla ülkeyi terk ediyorlar..” … Bunlar hakikaten Türkiye’den “bihaber” yaşıyor.. Karne ile ekmek satılan, kılık-kıyafeti için zulüm yapılan, milletin elindeki üç kuruşa göz dikilen, inançları nedeniyle itilip-kakılan, insanların ibadet yerleri ahır yapılan, millet iradesinin yok sayıldığı, “özgürlük” kelimesinin ne anlama geldiği bile bilinmeyen o yılları hiç söylemiyorlar.. İşlerine gelmiyor.. Her 10 yılda bir “DARBE” yapılan, ülkeye askerin ve bürokrasinin hükmettiği, akla gelebilecek her ürün için kuyruklarda ömür geçirilen, pislik içinde ve böceklerin kol gezdiği hastanelerde bile yer bulunamadığı, muayene olunamadığı, hastaların rehin bırakıldığı, ilaç alınamadığı o yılları hiç söylemiyorlar.. İşlerine gelmiyor.. Özellikle devlet memurlarının ve öğretmenlerin işportacılık, pazarcılık yaptığı, limon sattığı o karanlık yılları hiç hatırlamıyorlar bile.. Şu anda dışarıya değil, dışarıdan ülkemize bir beyin göçü yaşandığını göremeyecek kadar da kör geziyorlar.. Dedim ya, bunların tarihlerinden haberleri yok.. “Şu anda Türkiye tarihinin en ağır koşullarını yaşıyor”muş.. İnsan bunu söylerken biraz yüzü kızarır, utanır-sıkılır be.. … İlçe başkanlığı hayali kuran Halil Yurtsever kendini CHP’li yöneticilere gösterecek ya, coştukça coşuyor: “Yasama, yürütme ve yargı kısaca devlet kurumları tek adama bağlanmıştır.. Hukuk devleti işlemiyor, insanlar yarınlarından endişe ediyorlar..” … Tıpkı “açlık edebiyatı” gibi, bunu da ezberlerinin arasında koymuşlar, sırası gelen söyleyip çekiliyor.. Eskiden.. Türkiye’de eskiden insanlar “ben Türk’üm” demeye çekinir, eziklik duyardı.. Şimdi dünyanın her yerinde göğsünü gere gere, “ben Türk’üm” diye dolaşıyor.. Bu EZİK CHP’liler, artık Türkiye’de “yarınlarından endişe eden kişi” bile gösteremez.. Eskiden.. Parlamenter sistemin “bürokrasi”ye teslim olduğu bir Türkiye vardı.. Yasama, Yürütme ve Yargı bürokrasi hazretlerinin emrindeydi.. Cumhuriyetimiz kurulduğundan bu yana “İttihat Terakki” zihniyeti ile şekillendirilmiş, adam yerleştirilmiş “bürokrasi hazretleri”ne teslim olmuş bir Türkiye vardı.. Türkiye’de “bürokrasi zincirleri” şimdi kırılıyor.. Bu CHP’liler bunu da görmezler, görmek işlerine gelmez.. Çünkü, Türkiye’de kim iktidar olursa olsun, CHP’nin elinde bulundurduğu bürokrasi ve yargı ne derse, ne isterse o oluyordu, “muktedir” hep bürokrasi idi.. Süleyman Demirel, Turgut Özal, Bülent Ecevit, Necmettin Erbakan, hatta Recep Tayyip Erdoğan’ın bile sürekli “bürokrasi”den şikayetçi olmaları boşuna değildi.. Son 10-12 yıldır bürokrasinin gücü olması gerektiği gibi, “YÜRÜTME”nin eline geçiyor artık.. CHP’lilerin bütün kızgınlıkları, nefretleri, iftiraları, yalanları hep bunun için.. … Kurultaylarda delege hegemonyası, il-ilçe başkanlığı ve delege seçimlerinde “Başkan” dayatması olduğu sürece.. Ve hala o “ezberledikleri”ni tekrar ettikleri sürece.. Ne il-ilçe başkanlarının, ne delegelerin, ne de belediye başkanlarının, hatta vekillerin bile bu kent ve bu ülke için “hayırlı bir iş” yapacaklarını sanmıyorum.. Muhalif kesim, “ben seçilirsem kentime ve ülkeme şu hizmetleri getireceğim” derdinde değil, sürekli olarak iktidarı karalama derdinde.. Milleti de (kendileri gibi) görmüyor, anlamıyor sanıyorlar.. Ve.. işte hep bu yüzden kaybediyorlar..
Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —